Fasya, vücudumuzdaki kasları, sinirleri, damarları ve organları birbirine bağlayan; hepsinin birbiriyle uyumlu çalışmasını sağlayan üç boyutlu bir bağ dokusu ağıdır. Yani fasya, bedenimizin “iç bağ dokusu iletişim ağı” gibidir. Uzun süre masa başında oturma, yanlış postür, stres, travma veya ameliyat sonrası bu doku gerilebilir, kalınlaşabilir ve hareket kabiliyetini kaybedebilir.
Eskiden fasya sadece “vücudu sarıp sarmalayan pasif bir kılıf” olarak görülüyordu. Ancak 2022 ve 2025 yıllarında yayımlanan bilimsel incelemeler, bunun pek de doğru olmadığını gösterdi.
Yeni Bilim Ne Diyor?
2022 yılında yapılan sistematik bir derleme (Suarez-Rodriguez ve ark.) fasya dokusunun:
- Yoğun sinir uçları içerdiğini,
- Özellikle ağrı iletiminden sorumlu sinir liflerinin fasyada bulunduğunu,
- Fasya gerginleştiğinde veya iltihaplandığında ağrı algısının arttığını ortaya koydu.
2025 yılında yayınlanan başka bir incelemede (Pirri, Stecco ve ark.) ise, fasya dokusundaki mikro-inflamasyon ve gerginliğin, bazı kronik ağrı sendromlarında ağrıyı sürdüren önemli nedenlerden biri olabileceği vurgulandı.
Yani artık biliyoruz ki: Ağrının kaynağı her zaman kasın içi değil; kası saran fasya da olabilir.
Fasya Gerginliği Kendini Nasıl Gösterir?
- Sürekli tekrarlayan kas sıkışması hissi,
- Hareketle artan yaygın ağrı,
- Sabahları sertlik ve tutukluk,
- Esneme ihtiyacı ama tam rahatlayamama,
- “Bedenim çekiştiriliyor gibi” his.
Bu şikâyetler çoğu zaman kas gücünden değil, fasyanın gerginleşmesinden kaynaklanır.
